Ne zaman dibe vurmaya yaklaştığımı hissetsem hep aynı soru döner zihnimde; estetik mi, mülkiyet mi? Hangisi önce zehirledi biz insanoğlunu ve deforme etti evrimimizi?
Ne de olsa bir fail bulmak gerekir bu noktada. Yanlış olan bir şeyler olmalı ki egomuzu düzlüğe çıkartabilelim. Salt sorumlusu biz olamayız dibe vuruşun; yanlış bir şeyler olmalı kontrolümüz dışında gelişen.
Where the wild roses grow... Nick Cave'in 20. yüzyıl insanına armağan ettiği Troia atı... Daha ilk dinlediğim gün beni ürperten bir çeşit başyapıt. Dinleyene, kafa yorana tabi ki...